Reklam Reklam
İstatistik Aktif:1
Bugün:13
Dün:34
Toplam:539
« Mayıs 2012 »
Pa Sa Ça Pe Cu Cu Pa
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031   
Adres

gazete

AksamCumhuriyetHurriyetMilliyetSabahTurkiye

Hizmetler

e-konsolosluk Mydictionary Dil Kurumu

Açılım Açmazındaki Caferilik

Son açıklamalarda görüldüğü gibi hükümet tarafından gündeme getiriliş şeklindeki yanlışlık ve daha önce yapılanlarda olduğu gibi muhatap yanlışlığı tekrarlandı.

Aslında hükümetin başlattığı demokratikleşme sürecinde çok önemli bir sıkıntının giderilmesi ve milyonla ifade edilen vatandaşların karşı karşıya kaldığı bir haksızlığında ortadan kalkmasını sağlayacak bir girişim böylece tekrar atılan ilk adımda bitirildi. Ve bu konuyla alakalı, bundan sonra yapılacak çalışmalara olumsuz manada malzeme oluşturdu maalesef.

Önce gündeme getiriliş yanlışlığı; hiçbir ön çalışma yapılmadan altyapı oluşturulmadan yapılan açıklamalar maalesef havada kalıyor. Bu açıklamalar yapılmadan önce muhatap olacak topluluğun değişik katmanlarından görüş alındı mı?

Mesela Caferi mezhebine mensup imamlarının (hocalar) yanı sıra daha önce değişik partilerde milletvekilliği yapmış olanlar da dâhil mecliste bulunan parlamenterleri var. Her partide şu an aktif görev yapan yerel siyasetçiler var. Çeşitli sivil kuruluşların yöneticileri, 300 civarında Cami derneklerinin başkanları, bürokratları, eğitimcileri, işadamları ve nüfuz sahibi aksakalları var. Bu kişi ve kuruluşlardan düşünceleri soruldu mu?

Çünkü demokrasi ile idare edilen toplumların gerçek düşünceleri ve talepleri buralardan alınan görüşler doğrultusunda tespit edilir. Sadece birkaç hocanın düşüncesi, ancak cemaatlerden oluşan toplumlarda temsil açısından baz alınabilir.

Muhatap yanlışlığı da tam da buradan kaynaklanıyor. Konu her gündeme geldiğinde "Caferi hocalar kadroya alınacak" deniliyor. Basın mikrofonlarını hep aynı adamlara uzatıyor onlarda kimisi biz Diyanet kadrosuna girmeyiz, kimisi biz memur olamayız diyor. Bunların içinde Selahattin Özgündüz Hoca "Hukuki bir zemin oluşturulması, toplumda hep endişe kaynağı olan konulara açıklık getirilmesi" gibi bazı konularda toplumun da arzularına paralel görüşler ortaya koymakla beraber "Payımıza düşeni bize verin" gibi meseleyi aslından uzaklaştırıp mal bölüşümü gibi bir algıya sebep oluyor. Mikrofon uzatılanlar bu toplumun hocaları, sayı olarak da 250 veya biraz fazla veya eksik bunlar kendi aralarında dahi on on beş parçaya bölünmüşken milyonla ifade edilen bir topluluğu nasıl temsil edebilirler.

Ayrıca konu kamuoyuna öyle yansıtılıyor ki; sanki her şey tamam bir tek hocaların kadro eksikliği var onlar kadroya alınırsa bütün problemler çözülmüş olacak. Hükümet gelin size kadro verelim diyor hocalarımızın da büyük çoğunluğu biz istemeyiz diyorlar tartışmalar başlıyor. Bu tartışmalar yeni bölünmeleri, yeni kırgınlıkları getiriyor. Artık bu konu ayakları yere basan, toplumda bir karşılığı olan, olabilirlik şansı olan teklif ve düşünce üzerinden yürütülmeli.

1  2